Rüyalarımla geçici süreliğine uzlaşma halindeyim. Uyandığımda çok azdır hatırladıklarım. Nefes alıp vererek yarıştığım yaşamda, ölümden kazandığım her dakikayı değerlendirere ve de biçimlendirerek yeni bir akım başlatıyorum. Göreceli birşey. Sınırları aşıpi, kendimle paralel giden Pamaklarımın sayısının yetmeyeceği kadar on yılları alt üst ediyorum rüyalarımda Boş durmuyor bilincim. İnsanların hamurundaki cevherleri boyayınca, ustalaşıyor hafızam... Toplumsal sınıf ve yaşam farklılıkları ayırıyor yurttaşları. Topraklarının büyüklüğüyle göğsü kabaran soylu, toprağının boyutuyla karşılık bulan emekçi, parayı bulandan bu yana onun değeriyle hesap soran ticaretçi, ekip biçen zanaatçi, Tanrı'ya layık olmaya çalışan din görevlileri, sancakları talan eden piyade erleri, usulsuz kanun koyucular ve uygulayıcıları, oy hakkını parayla alıp rütbesine güvenen zenginler, körükleyici yükümlüler, zedeleyici hükümlüler... Yetmedi; farklı kıtalarda eşit haklar için uğraşan köleler, açlığın yarattığı karındaki boşluğun mırıltısını farklı bir din geliştirerek doyuranlar, yayılmacı politikaların niteliksiz bekçileri... Herkesin ve herşeyin bağrı soğuk; karanlıkta boşuna altın arayan madenci gibi...
İnsanlar gibi yüzyılları karıştırıyorum rüyamda. Tamamen! Bunu garipseyecek ne var? Aynı çark günümüzde de dönmüyor mu el altından? Hatırlamamak değildi ruyalarımı alt üst eden; insanoğlunun ve ona meydan okumaya kalkan yüzyılların, bütün değerlerin sentezini yapmaya çalışırken herşeyi yozlaştıran düzenlerin, nesnel düşüncelerin öznel düşmanlarının, toplumsal yaiam adı altında rollerini iyi oynayamayan adalet dağıtıcı kitlelerin doymak bilmeyen ejderhavari mideleriydi. Toprağını erdemle sulasaydı soylu, iliğine kadar emilmezdi bugünkü vatandaşlık hakları. Bilgi ekilip biçilseydi beyinlerin dar patikaları çoraklaştırmazdı bugünü. Ne genetik, ne kültürel, ne ekonomik, ne de kıtalararası farklılıklar... Çelimsiz beden, daha az duygunluk, doğrucul olmayan akıl önermeleri... Yüzyıl şereflendiriyor kendi tanıklarını doğaya uyumsuzca rüyalarımda. Sayısız uykularıman ustalıkla uyandığımda; bağrım soğuk. Karanlıkta boşuna erdemle yoğrulan altın arayan madenci gibi...
2 Nisan 2009 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder