5 Ağustos 2008 Salı

...


Büyürler, hiç durmadan uzayıp gider evlerin, binaların katları, inşa edilince duvarlar üstüste, gönlü de bir kalenin duvarlarından daralıp, yıkıntıya uğrar insanın. Güneşe yaklaşmaktır onun amacı; oysa bilir ki öldüğünde yerin altında daha da alçalacağını. Yıldızlara asılı cesetler, güneşin eritemediği lahitte ödüllendirilmişçesine aklı bir karış havadadır. Yüzlerinden okunur hırsı, yükselme arzusu. Düşünce ekmektense, mallarını büyültme amacı güder zamanın insanı. Ölümsüzlüğü arar, mamut ve matadonlar hala tükenmemiş olsaydı ne yazardı ki yaşamın ölçütü; onlar dahi bilmemiştir zamanın hızını. Ne var ki korkuyorum ben; ölümden sonra yaşam ve buna ilave olarak da yarış varsa; tiksinti duyarım o zaman doğumlardan. Ölüler belki başka şekilde ölüyorlarsa tekrardan korkarım her yeni doğuştan. Korkuyorum işte ben; cesareti filler yüzyıllar öncesinden ayakları altında ezdi, hortumlarıyla içine çekti gücümü. Üstümü örtün, başımı okşayın, masallar anlatın yanıbaşımda, daha güzel kandırın beni. Bulutlarda bırakırsanız beni, size yükseklerden bakma adına deviriveririm alçakgönüllü hücrelerimi.

Hiç yorum yok: