6 Ağustos 2008 Çarşamba

...


İster istemez sormak geliyor içimden; etkisini zamanla yitirmediğine inandığımız dudaklarımızdaki ince sızı, gitgide azaba dönüştüğünde ne yapmalı? Duyularımıza olduğu gibi görünmeyen bu tuhaf gezegenin asık suratlı insanları; nihai bir azabın iflah olmayanına yeni bir başlangıç! Deniz salyangozu ağır ağır hareket aderken, iyice yaklaştığında avına, zehrini püskürtür düşmanına. Dudaklarımla alırım bu zehri, tırnak uçlarıma kadar yayarım gövdemde; işe yaramaz, pis, zehirli gövdem, kasvetli ve aykırı düşüncelerimle biriktiriyorum kinimi keyifsiz akşamlarda. Kuklalarıma rol verirken tırnak uçlarımda makul bir sebep arıyorum zehrimi paylaşan kuklalara can vermek için. Neler vermezlerdi ki bastırmak için parmak uçlarını avuçlarıma. Korunmaya ihtiyaç duyan insan gibi. Kendine aitlik doyumsuzluğu açığa çıkardığında seçimler huzursuzlaşır. Hoşnut değilim kararsızlığımdan, öyle ya da böyle huzur bulunulmayacak.

Hiç yorum yok: