28 Temmuz 2008 Pazartesi

...


Sustuğunuzda konuşma zamanının bana geldiğini düşünüyorum. Belki ufak bi serzenişimin mozaik bir mezar taşının gururluca yerinden sökülmesine kanı kaynamayacak, ama her an yenilerinin eklenmesine göz göre göre tanık olacaktı. Renkleri ve suları tek tek kirleten hastalıklı utançlara hesap sorulmadan yağan yağmur, öfkemin dinmesini hiçe saymakla birlikte, yağmur suları dahi arınmamış, baştan çıkarıyor saklı gölgeleri ve daha nice nesillerin vahşetine izin veriyor. Mecburi bir kifayetsizlikle başlıyorum sözlerime. Şansına doğmuş kızıl geyik yavrusu; göldeki son suyunu içtiğinde, iki elin kafatasını yağmalayarak, tüm usunu elinden alıp; refleksiz ve akıldışı bulgularla tüm bedenini darmadağın eden cani süzülüyor suyu ısıtan güneş ışığında. Derinin dışına çıkmış boynuz dengeyi kurmada işe yaramıyorsa, ne kadar mutlandırabilir ki geyiğin derisinin değeri? Hangi ödül ölçütü değerli kılabilir ki bu acımasız vahşet çağrısını?
Hatırlamıyorum bir annenin bebeğini savaşa sürme amaçlı yetiştirdiğini. Daha küçükken eline tıkıştırılan oyuncak silahların hafızası olsaydı eğer; cam parçaları ve delinmiş duvarlar, hırsın ve intikamın, tedbirsiz propagandaların hiç hesaba katılmayan yüzü olurdu. Okul çağındaki çocuğun marşlarla titrettiği camların, gevşettiği duvarların köreltisinin dış ve düş gücüyle irade tarifi yapmasına fırsat verebilir mi? El, kol ve gövdeyle uyum yapan baş her bir yana savrulurken kuruyan dudaklarımı sokaklardaki kan gölü doyurabilir mi? Obeliskleri şenlendirme adına sarsılmaz kayalar haberdar edilmemiştir, şehrin surları deliksiz uykusundan uyanmamıştır. Barut fitille ateşlenmek için haber aldığında, hangi hedef kendi kendine donarak sağır edebilirdi ki kulakları. Yanıcı maddelerin ortaya çıkardığı ısının alçaklığı yarışabilir miydi güneşin iç katmanının yanıltıcı parlaklığıyla? Kim buna ayrıcalık verebilirdi ki? Bu saniyeden sonra insin bayraklar yarıya, dalgalansın kan gölünün en aydınlık ve sıcak yerinde. Bundan sonra daha acınılasıca düşünmemize el ovuşturan birtakım zaferzedeler kutlasın acı zaferini şafağın lanetinin suskunluğunda.

Hiç yorum yok: