12 Mart 2009 Perşembe
...
Nasıl olursa olsun beden terbiyecisi ölümsüzlük için bebekler üretseydi, hiçbir şekilde sivrilen aşağılıklar, aykırı utançlar olmayacaktı. İnsan masum doğar, kötülük yaptığında dahi o gece masumca uykusuna dalar, algısına hitaben konuşmadan, son satırı dahi canhıraş bir şekildeyken. Peki ne olmalı insanı suça sürükleyen. Ya da doğruluktan sapmayan ya da doğruyu bulan kimse yok mudur tadımlık da olsa. Bir filozofun ödevi eğriyi doğrultmak değildir hiçbir zaman, onun gen yapısının farklılığı sürüklemiştir doğruyu bulmaya, aramaya itmeye. Yapana inanıp, yıkanı yalanlamayan herbir düşüne us; dizlerini çömerek bir ağaç kovuğuna gizlenseydi, iki ayak üzerinde yürümeye başlayan ilk insanın gördüğü ilk tepkiden bu yana hiçbir gelişme ayak izlerini bırakmazdı. Kendi özgür istencinin sonucu olmuştur; gövde gösterisinin sonucu değil. Psikoanaliz kayıtsız kaldığında bu ikna edici olmayan duruma, devreye giren adilane olmayan, bununla birlikte anakronik yasaları sindirmek sakinleştirici olmasa gerek. Kuğu ile martının ekmek kavgasında, gagasını açıp çırpınan martının; kur yapan kuğu karşısında hizaya gelmesi gibi. Hor görüyor böylece, daha şimdiden vazgeçtiğim vücut haklarım. Afallıyor böylece öngörülerim. Yapılacak çok şey var! Gözardı edilmeyince insan soyunun kökleri...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder