12 Mart 2009 Perşembe

...

Şüphesiz diri diri yakmak isterdim gerçekleri. Kemiklerimdeki uyuşukluk; karşı koyabildiğinde ateşe işte o zaman böbürlenecek bilirkişi. Görmeyi hiç istemiyorum; yüzüm gövdeme ters; alışılagelmişin dışında. Kim derdi ki, boynumdan itibaren yedi başımın olduğunu; kim inanır ki mucizelere. Zaman ilerledikçe duyulmaz olundu mitler, efsaneler. Hayalgücü dehşet sınırını çizdiç Evrenin ateşten varolduğunu söyleyen, sudan varolduğunu söyleyeni duymadı ki, hiçbir ateş suya karşı koyamaz. Düşüncebiliminin canalıcı doğaçlaması. Düşünerek var olan ile var olanı düşünmek arasında fark yoktur; varlığını düşünene gönderme yapmaksızın yazıyorum, düşüncenin kalın halatları, elimdeki kalemken.
Deneysel bilimin yanıt bulamadığı gibi; yanıltıcıdır zaman kavramı; dönüp arkama bakmaya cesaret ettirmeyecek gibi olup, gözü dönen herbir dakika insanlara hakimiyetten başka birşey değildir. Gerçekten de meydana getirmeden düzene koyduğumuz, ama her daim usanmadan bizi düzene koymaya çalışan aldatmacanın ta kendisidir bu kavram. Peki kim meydan okuyabilir zamana; ömrünü hapishanede geçiren zavallı bir suçlunun (ki düşünce suçlusu da olabilir bu) tüm vaktini, idamına kadar durmadan yazıp; erotizme ve sadizme methiyeler düzmesiyle, yüzyıllar sonra dahi kitapları okunulup kendisi lanetlense de, yazdıklarıyla okurunu lanetleyecek olan kalemşör mü?
Yoksa tüm şehri sarsa da hastalık, doğal afetler daireye alsa da şehri, büyücülerin egemen olduğunu sandığı güçlerin esiri olan doğa kayıp gitse de kendinden kendiliğinden, ömrünün son gününü dualarla geçirip ya da anı yaşama korkusuyla her gününü yeniden doğduğuna inanarak geçiren, düpedüz insan olduğunu aklında değil de elinde tutan kurban mı? Kim daha çok amana hükmeder? Ben biliyorum bu sorunun cevabını. Hayatın ebediyen sürmesinden korkup (sözgelimi; korku herşeye egemen), böylelikle ölmekten de kaçan (sözgelimi; kaçış herşeye tutsak) çelişkili insandır zamana hükmeden. Hiçbir tasarıya gömülmeden, evreni donduran beyninde, vakti geldiğinde usulca göçüp, ebediliğe karşı koyan; tabiattan aciz değildir boyun eğmeden soluk alan. Uzlaşamasa da, yanılır, yanıltır, ama bu çarkta serüveniyle gayeleştirse de zamanı (birçokları gibi) kesinkes eylemleriyle (susmak gibi) hakim olur zamanın prensiplerine...

Hiç yorum yok: